Arsuz tarihi ve turistik gezilecek yerler

Arsuz (Ancient Rhosus/Rhosos)

Arsuz (Rhosus, Rhosos, Rhossos, Rhoso, Hrosos, Rhosopolis) tarihi Tell Tayinat, Epiphaneia (Gözeneler) ve Burnaz Limanı, Issos (Issus, Kinet Höyük), Alexandreia kat’Isson (İskenderun/Çankaya), Telli Höyük, Dağılbaz Höyük, Amanos (Amanus) Dağları, Myriandros (Büyükdere/Ada Tepe/Pınar Tepe), Gülcihan Sahili, Antik Rhosus (Uluçınar-Arpaçiftlik), Port Bonnel, Hacıahmetli, Höyük, Haymaseki, Burunlu, Kızlargözü, Tülek, Konacık (Harapçık), Ras El-Khanzir (Domuz Burnu/Akıncı Burnu), Kale (Georgia), Seleucia Pieria (Samandağ) tarihleri ve dinler tarihi ile beraber incelenmelidir.

Kilikya'nın yerleşim düzenleri Büyük İskender'in bölgenin fethinden sonra dikkate değer bir değişiklik göstermiştir. Rhosos, bu bölgede yer alan Rhosos Ovası'nın liman kentidir. Bizans dönemi Rhosos, tarım ve sanayi tesisatları, eski maden tünelleri, sofistike bir su kemeri sistemi ve sayısız kırsal yerleşimi içeren gelişmiş bir hinterlandın bulunduğu büyük bir şehir merkezidir. Hellenistik dönem öncesi tarihlenen yerleşimin sabit kaldığını ve büyük imparatorlukların çevresindeki bir manzarayı temsil ettiğini göstermektedir. Helenistik dönemde başlayıp 7. yüzyılda devam eden bu bölge, Roma ve Bizans imparatorluklarının imparatorluk alanlarına girmesinin bir sonucu olarak gelişmiştir. Kilikya'daki Hellenistik-Bizans dönemlerini karakterize eden bu refah ve nüfus artışı dönemi, 20.yüzyıla kadar tekrarlanmayacaktır. (Kaynak1: The Landscapes of Early Christian Cilicia: Byzantine Settlement Patterns in the Bay of İskenderun, Turkey (Mopsos Landscape Archaeology Project. Ann E. Killebrew, Pennsylvania State University, Project Grant 2010–2011.) (Kaynak2: American Research Institute in Turkey (ARIT), The Bay of Iskenderun Survey Project, 2010-2011.)

Roma ve Bizans döneminde önemli bir liman ve yerleşim yeri olan bugünkü Arsuz kentindeki Antik Rhosus Kenti ve liman kalıntılarının bir bölümü su altında bir bölümü de Askeri Bölge içerisinde güven altındadır. Antik kentten günümüze nekropol, antik yapı, mozaikler ve bazı yapı kalıntıları ulaşmış olup, 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edilmiştir. Rhosus/Rhosos'tan Strabo, Pomponius Mela, Pliny the Elder, Plutarch, Polyaenus, Stephanus of Byzantium, Ptolemy, Hierocles ve George of Cyprus'ta bahsedilir.

İ.Ö.20'de Kilikya Valiliği görevini yürüten Marcus Tullius Cicero, okuldan arkadaşı Titus Pomponius Atticus’un mektubuna verdiği cevapta "Rhosica Vasa" yani ince kırmızı sırlı seramikten bahseder. Rhosica Vasa, arkeologlarca DSA olarak adlandırılan seramik sofra takımının bir sınıfıdır. Arkeometrik ve arkeolojik araştırmalar aynı dönemde sofra takımı pazarının büyük kısmına hâkim olan Eastern Sigillata A üretiminin bölge genelinde yaygın olduğunu ve yeri kesin olarak belirlenememekle birlikte Rhosus'ta (12km kuzey ve 6km güney arasında kalan bölgede) seramik üretim merkezi/merkezleri olduğunu göstermektedir. (Kaynak: Rhosica Vasa Mandavi, Towards the identification of a major ceramic tableware industry of the eastern mediterranean. John Lund, Daniele Malfitana, Jeroen Poblome.)

Bölge son derece önemli ve değerli bir antik yerleşim yeri/yerleri olmasına rağmen gerekli değerin verilmemesi, arkelojik ve akademik çalışmaların yapılmaması, tarih ve kültür bilincinin düşük olması, koruma önlemlerinin yok denecek kadar az olması nedeniyle malesef korunamamış ve talan edilmiştir. 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, Koruma amaçlı uygulama imar planı arkeolog raporları, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu 2017 Kararı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Adana Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 2016 yılı Kararları'nın ve Hatay İl Turizm Stratejisi Eylem Plan'nın (2018-2023) yeterli korumayı sağlaması beklenmektedir.

Bu tarihsel mirası hem doğal hem de insan kaynaklı tehditlere karşı korumak sadece uzmanların ve kurumların çabalarıyla değil, toplumsal farkındalığın artırılması ve kitlesel bir anlayış değişimiyle mümkün olabilir (SARAT-Safeguarding Archaeological Assets of Turkey, Türkiye’nin Arkeolojik Varlıklarının Korunması Projesi).

Gezilecek yerlere ait yüksek çözünürlükte tüm fotoğrafları görmek için "fotograf" menüsüne bakınız veya buraya tıklayınız.

Arsuz merkezi Uluçınar Mahallesi'ne ait yüksek çözünürlükte tüm fotoğrafları görmek için "arsuz" menüsüne bakınız veya buraya tıklayınız.

meryem ana havuzu seydimeryem ana havuzu seydi

Meryem Ana Makamı ve Havuzu (Shrine of Virgin Mary, Santuario della Beata Vergine, Pèlerinage Notre-Dame (Saydé) de Arsouz, Mazar Saydé)

Meryem Ana Makamı ve Havuzu (Shrine of Virgin Mary, Santuario della Beata Vergine, Pèlerinage Notre-Dame (Saydé) de Arsouz, Mazar Saydé).

Seydi olarak bilinen Makam kutsal olarak kabul edilmektedir.

Meryem Ana'nın Jerusalem'den Efes Kenti'ne olan yürüyüşünde bu Makamda bulunduğu kabul edilmektedir.

Makamda havuz ve çimento kaplı taşlardan oluşan bir sunak bulunmaktadır.

Zamanla Makamın yerini alan Meryem Ana Havuzu Hacıahmetli Deresi üzerinde bulunmaktadır.

Meryem Ana Makamı havuzun üst kısmındaki Susuz Tepe mevkinde bulunan yoğun çamlık bir orman içerisindedir.

Meryem Ana Makamı   
arsuz hitit stelleri

Hitit Stelleri

2007 yılında Uluçınar’da (Ancient Rhosus bölgesi) her ikisinde de Fırtına Tanrısı (Storm-god) figürünün yol gösterdiği bir yöneticinin tasvirinin yer aldığı, Luvi Hiyeroglifleriyle (Luwian) yazılmış birbirinin kopyası bir metin içeren iki stel bulunmuştur.

Yazıt, Manana’nın oğlu, Walastin ülkesi kralı Suppiluliuma’nın eseridir. Walastin ülkesinin, Demir Çağı’nda başkenti Tell Tayinat olan Amuk (Amuq) ovasının Luvice tanımı olduğu anlaşılmıştır.

Muhtemelen i.Ö. 10. yüzyıl sonlarına tarihlendirilen steller, yöneticinin başarılı egemenliğini ve Fırtına tanrısıyla uyumlu ilişkisini bildirir. Bu Amuk kralının Kilikia ovası, Adana kenti ve Hiyawa ülkesine karşı zaferinin anlatıldığı pasaj, tarihi açıdan önemlidir. Hatay Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.

Kaynak: Two new inscribed Storm-god stelae from Arsuz (İskenderun): ARSUZ 1 and 2. Belkıs Dinçol,Ali Dinçol,J.D. Hawkins,Hasan Peker and Aliye Öztan with a contribution by Ömer Çelik.

Kaynak: Cambridge University, Anatolian Studies, Volume 66, 2016 , pp. 67-79, "The land of Hiyawa (Que)",Trevor Bryce.

Arsuz Stelleri
arsuz stelarsuz stel

Augustus (Octavianus)'un Seleukos'a Yazdığı Mektup (Stel)

Roma Cumhuriyeti'nin Komutanı Jül Sezar (Gaivs Ivlivs CAESAR)'ın İ.Ö.44 yılında hayatına son verilmesinden sonra yerine oğlu Augustus "Gaius Julius Caesar Octavianus" geçmiştir.

Roma Cumhuriyeti'nin yıkılıp İmparatorluğun kurulmasına kadar geçen zamanda Octavianus ile Romalı Komutan Marcus Antonius arasında mücadeleler yaşanmıştır.

Doğu akdenizde yapılan bu mücadeleler Cumhuriyet'in son yıllarında giderek şiddetlenmiştir.

Bu şiddetli mücadelelerde çıkan iç savaş sırasında Octavianus'un yazdığı dört belge metninin (mektup) kopyaları bu steller üzerine yazılmıştır.

Dördüncü ve son belge olan Octavianus tarafından yazılan ve İ.Ö.30 yılına tarihlenen üçüncü mektup Rhosos/Rhosus yani Arsuz şehrine hitaben yazılmıştır.

Mektup'ta Seleukos'a (Rhosos/Rhosus şehri yerel yönetimi) Roma vatandaşlığı verildiği belirtilmekte ve aynı zamanda Rhosos/Rhosus şehrinin de vatandaşı olmaya devam ettiği vurgulanmaktadır.

Böylece ilk kez bir şehir devletinin vatandaşı aynı zamanda Roma vatandaşı da olarak çifte vatandaşlık hakkı elde etmiştir.

Stel Hatay Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.

Not: İ.Ö.27'de Roma İmparatoru'u olan Augustus'a, Romalılar tarafından Ankara'da Augustus Tapınağı ve Yazıtı yapılmıştır (Hacı Bayram Camii).

arsuz hüyük şelalesi deli şelalearsuz hüyük şelalesi deli şelalearsuz hüyük şelalesi deli şelale

Hüyük Şelalesi (Deli Şelale)

Hüyük Mahallesi sınırları içinde bulunan Amanos Dağlarından Hüyük Mahallesine doğru akan derenin üzerinde bulunmaktadır.

Deli Şelale olarak da bilinmektedir.

Olağan üstü bir güzelliğe sahiptir.

Hüyük Mahallesinden itibaren kısa bir süre araçlar ile gidildikten sonra ulaşım yaya olarak dere içinden ve keskin-kaygan kayaların üzerinden devam etmektedir.

Hüyük Şelalesi'ne ulaşım zor ve tehlikelidir.

Bölge halkından bir rehber olmadan gidilmemelidir.

konacık sütunlu limanharapçık

Konacık (Harapçık, Lahitler, Kilise, Sütunlu Liman)

Arsuz’a 10 km uzaklıktaki Konacık Mahallesi'nde, Erdal Apart Pansiyon'un -sahile doğru- kuzeyinde bulunmaktadır.

Bölgede bulunan sütun, lahit, mozaik ve diğer kalıntılar - Arsuz bölgesinin tamamına yakınında olduğu gibi - talan edilmiş, çalınmış ve geriye kalanlar da basit bir çit ile kaderine bırakılmıştır.

Roma ve erken Bizans dönemine aittir.

Konacık-Tülek-Burunlu bölgesinde tuğla veya çömlek fabrikaları olduğu ve aynı yerde bir kilisenin de varlığı kaynaklarda geçmektedir.

Alanda üç büyük lahit kalıntısı ve birçoğu ağır hasar görmüş ama yine de yerinde olan mozaikler vardır. Üç taş lahit içeren iki dikdörtgen oda vardır. Kompleks ayrıca, en az iki farklı geometrik desenli beyaz ve siyah tesserae mozaiklerinden oluşan mozaik döşemelere sahiptir. Bu mozaikler de yağma ile ağır hasara uğramıştır.

Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, 27. Araştırma Sonuçları Toplantısı, 3.Cilt, s.322; Gunnar LEHMANN, Ann E. KILLEBREW.

Lahitler daha eski bir zamana tarihlenir. Bu tarihten daha sonra giriş-antre-Kilise olmak üzere üç alana sahip bir Kilise'nin olduğu gözlemlenmektedir.

Ayrıca alanda kıyıya bakan duvardan 10m. iki sütun vardır ki bunlar da kamu yapısı, tapınak veya kiliseyi işaret etmektedir.

Konacık Lahitleri,Mozaik ve Kilise

anne tasarımarsuz perinin çayı daykaarsuz perinin çayı dayka

Perinin Çayı (Dayka)

Hüyük Mahallesi sınırları içinde bulunan Amanos Dağlarından Avcılarsuyu Mahallesine doğru akan derenin üzerinde bulunmaktadır.

Perinin Gözü veya Dayka olarak da bilinmektedir.

İki sarp ve ürkütücü kayanın arasından akan derenin suyunun bir bölgede birikmesi ile oluşmuştur.

Hüyük Mahallesinden itibaren dereye doğru araçlar ile gidildikten sonra ulaşım yaya olarak dere içinden ve keskin-kaygan kayaların üzerinden devam etmektedir.

Perinin Çayı'na ulaşım zor ve tehlikelidir.

Bölge halkından bir rehber olmadan gidilmemelidir.

arsuz samandağ antik yolu

Arsuz-Haymaseki-Kızıl Dağ-Musa Dağı-Samandağ Antik Yolu

Eski tarih katır yolunun istikameti şu şekildedir; Arsuz (Uluçınar), Khaimesekizi (Haymaseki), Nahr-Es-Siad, El Moghara (El Magahra), Tehre, Agh Oluk, Sanderan (Seldiren), Ekiz Keupri (İkiz Köprü), Chalikhan, Bitias (Batıayaz, Teknepınar), Hababbiye (Hablak, Hacı Hababli, Erikli Kuyu), Joghan Oluk (Yoğun Oluk), Khidrbeg (Hıdır Bek, Hıdırbey), Jedide (Jideydiye) ve Suedia (Samandağ).

Osmanlı İmparatorluğu zamanında 1839-1906 yılları arasında bölgede görev yapan Fransız askeriyesi tarafından çizilmiştir.

Harita Kaynağı: Maunsell, FR, "Asya'da Doğu Türkiye: Sayfa 28 - Alexandretta, "Uluslararası Araştırma Arşivi Dijital Kütüphanesinde çevrimiçi, No. 15899, http://www.dlir.org/archive/items/show/15899 , 2019.

Antik Rhosus nekropolünde yaşayan insanlar, Kale (el Kala) ile Samandağ (Suedia) arasında kalan yolu deniz yolu ticareti istikameti dışında çoğunlukla kullanmıyorlardı. Yol boyunca hava şartları çok çetin, yolun fiziki şartları çok kötüydü. Zira bölgeye yolda yolculuk yapanları hava olaylarından korumak üzere Zeus ile Uranos'a sunulmuş iki adet kaya yazıtı bulunmuştur.

Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, 21. Araştırma Sonuçları Toplantısı, 1.Cilt, sayfa 159.

arsuz cerebli bahretarsuz cerebli bahret

Cerebli (Bahret)

Hacıahmetli Mahallesi sınırları içinde bulunmaktadır.

Bahret olarak da bilinir.

Hacıahmetli Mahallesi köprüsünü geçtikten sonra dağa doğru giden yolu takip ederek ulaşılır.

Hacıahmetli Deresi üzerinde bulunmaktadır.

Cerebli (Bahret)
roma su kemeri

Roma Su Kemeri

Arsuz-Konacık yolundan Haymaseki Mahallesi kıyı şeridi içinde bulunan Sarıgül Sitesi yol ayrımından girildiğinde yolun sol kanadı boyunca gözlemlenmektedir.

Halk tarafından Sıra Taşlar olarak ifade edilmektedir.

Su kemerinin Avcılarsuyu Mahallesi Peri Dağı mevkiinde bulunan su kaynağından geldiğine inanılmaktadır.

Bölgenin güneyinde çok büyük bir alanda sahil boyunca Roma yerleşkesi olduğu bazı kaynaklarda geçmektedir. Burası Burunlu olarak da ifade edilmektedir.

Haymaseki, Höyük, Tülek, Burunlu ve Konacık'ta bulunan çömlek ve fırın kalıntılarından yola çıkılarak Port Bonnel, Burunlu ve Konacık Limanından Mısır vb yerlere bu çömlek ve tuğlaların taşındığı şüphe götürmemektedir.

horoz kayahoroz kayahoroz kaya

Hacıahmetli Horoz Kaya (Rooster Rock) Mezarı

Halk tarafından Horoz Kaya (Rooster Rock) olarak adlandırılan büyük bir kayadır.

Kayanın Antik Rhosus'a bakan yüzüne kazınmış mezarlar talan edilmiş ve soyulmuştur.

Mezarda iki adet reyon ve her birinde lahit alanı ve bunların çevresinde de raflar yer almaktadır.

Kaya Mezarın hemen yanından Hacıahmetli Deresi akmaktadır.

Derenin diğer tarafında yer alan antik bir alan daha mevcuttur.

Kaya Mezarın Antik Rhosus'a baktığı alanın hemen karşısında Şeyh Hıdır Ziyareti bulunmaktadır.

Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, 28. Araştırma Sonuçları Toplantısı, 1.Cilt, s.44,45; Ann E. KILLEBREW

myriandrosmyriandrosmyriandros

Myriandros (Ada Tepe, Pınar Tepe)

Büyükdere (Ada Tepe, Haram Çeş, Aynul Haramiya, Ayn al-Haramiya, Harami Çeşme) bölgesini gören ve 69 m yükseklikteki Alawite mezarlarının bulunduğu alan olup, görünür herhangi bir antik yapı bulunmamaktadır. Tepenin yamacında 150×80 metrekarelik bir alanda Geç Bronz, Demir Çağı (geç 6 ve 7.yüzyıl) ve Pers dönemine ait çömlekler bulunmuştur.

Bölge Myriandros (Myriandu, Myriandr, Myriandos) Fenike yerleşkesi olarak adlandırılabilir. Dağ silsilesi ile deniz arasında uzanan dar bir kara şeridi üzerine inşa edilen Myriandu, gemiler ve denizciler için son derece önemli bir ticaret limanı idi. İskenderun Körfezi’nde bulunan ve MÖ 400 yıllarına ait olan, bu ticari bölgenin konumu ile ilgili en eski yazılı metinler Myriandros’u ziyaret eden ve bölgeyi Fenike (Phoenician) İmparatorluğu olarak adlandıran Yunan yazar Xenophon tarafından yazılmıştır.

Bölgeden daha sonra MÖ 4. yüzyılda Pseudo-Skylax tarafından Fenike Myriandros’u olarak bahsedilmiş olup, son olarak Bizans erken döneminde Bizans Stephanus’u olarak değinilmiştir.

M.Ö.333 Issos Savaşı'nda (Battle of Issos) Büyük İskender (Alexander The Great) Mallos'tan (Karataş, ancient Magarsos, the port of Mallos) çıkarak, Issos (Kinet Höyük)'tan ve Yunus Geçiti'nden (Pillar of Jonah) geçerek Myriandros'a yürümüştür. Myriandros'tan Çengen (Kepirce) ve Zilli (Gönen) Çayı boyunca (Dalbaz Höyük) Suriye'ye ve aynı zamanda Arsuz (Rhosus) üzerinden Haymaseki (Derb Mohara, El Moghara, El Magahra), Kızıl Dağ ile Musa Dağı (Djebel Musa)'nı geçerek ve nihayet Seleucie yani Samandağ'a geçiş olduğu bilinmektedir. Belen Yolu İskender'den bir kaç yüzyıl sonra inşa edildiği düşünülürse; Myriandros, bölgedeki en işlek yol olmuş, Myriandros ve Port Bonnel (Mourdoumli/Kesserlik/Konacık) liman olarak önemini artırmıştır.

Kaynak1: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, 25. Araştırma Sonuçları Toplantısı, 3.Cilt, s.183,185,186; Gunnar LEHMANN, Ann E. KILLEBREW, Marie-Henriette GATES.

Kaynak2: GAZETTE ARCHÉOLOGIQUE, RECUEIL DE MONUMENTS POUR SERVIR A LA CONNAISSANCE & A L’HISTOIRE DE L’ART, NEUVIÈME ANNÉE, 1884, LES ROUTES DE L’AMANUS, p.43-50.

Kaynak3: A Harbor Town in Southeast Cilicia during the Persian and Hellenistic Periods, Charles GATES, Journal of Eastern Mediterranean Archaeology and Heritage Studies, Volume 3, Number 2, 2015, pp. 81-104.

Myriandros
aşıklar tepesi

Aşıklar Tepesi

Askeri güvenlik bölgesi güneyinde yer almaktadır.

Güzel manzarası ve sakinliğinden dolayı Aşıklar Tepesi olarak bilinmektedir.

Tepe, Antik Rhosus yerleşimi sınırları içinde bulunmaktadır.

Bölgenin hemen altında bulunan alana Ahtapot Kayalıkları adı verilmektedir.

arsuz deniz feneri

Akıncı (Domuz) Burnu ve Arsuz Deniz Feneri

Kale Mahallesi Akıncı Burnu (Rhosus Burnu, Hınzır Burnu, Kap Rhosus, Ras al-Hınzır, Domuz Burnu, Ras el-Khanzir)'nda bulunmaktadır.

1993 Yılında inşa edilmiştir. Suriye sınırına en yakın deniz feneridir.

Denizden yüksekliği 109 metre, kule yüksekliği 5 metredir. Görüş mesafesi 22 deniz milidir.

Gardiyan binası da bulunmaktadır.

Kale kıyıları açıkları, Domuz Burnu yani Deniz Feneri önü; Arsuz ve İskenderun'a giden gemilerin transit rotası üzerindedir. Antik çağlarda da doğal olarak bu mantık kullanılmıştır. (Kaynak: Antakya Kıyıları Su Altı Yüzey Araştırması, ODTÜ, 1992)

Arsuz Deniz Feneri
arsuz kalesi

Arsuz Kalesi

Arsuz'a 15 km uzaklıkta Hınzır Burnu civarında Haçlı Seferleri zamanından kalma bir kale yıkıntısı vardır. La Roche ailesine ait olup 1188'de Selahattin Eyyübi tarafından kuşatılmış, sonradan Memlukların eline geçmiştir (Kaynak: Basın-Yayın ve Turizm Bakanlığı, İskenderun Bölgesi Turizm Şefliği, Antakya El Broşürü)

Kale Mahallesi'nde bulunan balıkçı lokantalarının çevresindeki taşların da bu döneme ait olduğu halk tarafından ifade edilmektedir.

Kale Mahallesi antik İssos Ovası'nın önemli bir bölgesidir. Kale (Crusader Castle), Haçlı Seferleri zamanında Akdeniz'den Suriye sınırına çıkış yeri olarak kullanıldığı kuvvetle muhtemeldir.

Denize paralel olarak yüksekliği 10 metre olan bir tepe üzerinde inşa edildiği düşünülmektedir.

kale adak yaıtı

Kale - Adak Yazıtı

Mustafa Kemal Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof.Dr. Hatice PAMİR tarafından tespit edilen Prof.Dr. Mustafa H. SAYAR tarafından yayımlanan, Antakya ile Arsuz ilçeleri arasında kalan Köşeoluk mevkisinde bir kaya üzerine yazılmış iki adak yazıtı saptanmıştır.

Her iki yazıt metni buradan geçen ve Antioch (Antakya) ile Rhosos (Arsuz)'u birbirine bağlayan antik yolda yolculuk yapanları hava olaylarından korumak üzere Zeus ve Uranos'a sunulmuş adak yazıtlarıdır.

Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, 21. Araştırma Sonuçları Toplantısı, 1.Cilt, sayfa 159.

anne tasarımarsuz uluçınar çayı

Uluçınar Çayı

Akdeniz’e akan Uluçınar (Arsuz) Çayı, Arsuz'dan geçerek denize kavuşur.

Bazı kaynaklarda ismi Hacıahmetli Çayı olarak geçmektedir.

Arsuz balıkçıları ve deniz meraklısı tekne sahipleri, teknelerini Uluçınar Çayı'nın kıyılarına bağladıkları için ilçenin marinası görevini üstlenmektedir.

arsuz yanan taş

Yanan Taş

Kurtbağı Mahallesi'nde Genç Roma dönemlerine ait mezar ve maden ocakları bulunmaktadır.

Bu bölgedeki maden ocaklarından kaynaklanan etkiyle bazı kaya ve taş aralıklarında ateş gözlemlenmektedir.

Bölgeye halk tarafından yanan taş ismi verilmiştir.

arsuz sıcak su kaplıca

Sıcak Su "Kaplıca"

Arsuz'a 10 km uzaklıktaki Hüyük Mahallesi'nde bulunmaktadır.

Halk tarafından romatizma hastalığına iyi geldiğine inanılmakta ve kaplıca olarak adlandırılmaktadır.

Suyun aktığı dağın üst kısımlarında Roma dönemi kalıntıları bulunmuştur.

Bölge doğa yürüyüşü sevenler için ideal bir yerdir.

arsuz arabın gölü

Arabın Gölü

Arsuz’a 10 km uzaklıkta Konacık Mahallesi Karaçay deresinde, dağlar arasında bir vadide bulunmaktadır.

Karaçay deresinin taşıdığı sular yüksekten akarak vadide doğal bir göl oluşturmuştur.

Etrafı yüksek kayalarla çevrilmiş, çam ağaçlarının arasında buz gibi soğuk suyu ile görülmeye değer bir doğa harikasıdır.

mar yuhanna kilisesi

Mar Yuhanna Kilisesi

Mar Yuhanna Kilisesi (Aziz Vaftizci Yahya Kilisesi, Eglise Saint Jean-Baptiste, Mar Youhanna al-Maamadan, Ioannes Prodromos) Arsuz'da yerleşen Arap Ortodoks Hristiyanlar tarafından yapılmıştır.

1778 yılına ait tesis mermeri ve 1838 yılına ait restorasyon mermeri olmak üzere iki mermer sütun (Kitabe) mevcuttur.

Her iki kitabede de üçe satırlık arapça metin bulunur; fakat 1838 yılına ait kitabe okunaklıdır. Bu kitabede "Bu kilise Aziz Yuhanna Al'Maamadan adına Antimus Matran Abayami döneminde El-Hakir Makdisi Hanna'nın vekaleti ile 1838 yılında inşa edilmiştir" yazmaktadır. Kilise günümüzde arap hristiyan ortodoks toplumunda Maryo Hanna adı ile anılmaktadır (Kaynak: Sezer Arslan, "Hatay'da Arap Ortodoks Hıristiyan Dini Mimarisi Örneğinde Arsuz İlçesindeki Mar Yohanna (Ioannes Prodromos) Kilisesi", Arkhe Dergisi, Sayı 5, 78-81).

Kilise'nin doğu tarafında mezarlık vardır. Mezarlığın en eski tarihi olan 1797'yi gösteren bir plaka mevcuttur.

Restorasyonu yapılmıştır ve günümüzde ibadete açıktır.

Mar Yuhanna Kilisesi
kutsal havariler kilisesi

Kutsal Havariler Kilisesi

Kutsal Havariler Kilisesi 6.yy ait ve tamamen toprak altında kalan, 2016 yılında Arpaçiftlik Mahallesi'nde yapılan kazılar ile gün yüzüne çıkarılmıştır.

1. Derece Arkeolojik Sit Alanı ilan edilen bölgede yapılan kazı çalışmalarında bulunan Latince yazılarda Kilisenin adının Kutsal Havariler Kilisesi olduğu açıkça yazmaktadır.

Gün yüzüne çıkarılan ve üzerinde "Adam" yazan insan figürü mozaiği hakkında henüz net bir bilgi olmazsa da hayvan figürlerinin Roma döneminin yansıması olduğu ve cennet tasviri olarak adlandırıldığı belirlenmiştir.

Kilisenin iki büyük kanatlı ana giriş kapısının yeri sus sistemini gösteren kanalları ve vaftiz havuzu olduğu tahmin edilen bir çukur keşfedilse de henüz kilisenin ölçeği ve büyüklüğü tam olarak belirlenmiş değildir.

Kutsal Havariler Kilisesi

Gospel of Peter

Strabon'un Coğrafyasını yazmasından (İ.S.24) yaklaşık 200 yıl sonra, Rhosus’ta bir grup hristiyan vardı. O sırada, histiyanların fikirleri, ilk cemaatlerin öğretilmesinden farklıydı. Bu nedenle, Rhosus'ta cemaat Antakya'daki hristiyanlarca sahte olduğu düşünülen bir "gospel (müjde)" kullandı. Buna Gospel of Peter (Peter İncili) denirdi.

Antakya Piskoposu (Bishop of Antioch), küçük cemaatin Peter İncili'ni gerçek olduğuna inandığını kullandığını fark ettiğinde, dindaşlarını uyarması gerektiğini hissetti.

Saint Theodosius

İ.S. 4.yüzyılın ortalarında Rhosos’un güneydoğusunda yer alan Skopelos Dağı’na Aziz Theodosius küçük bir barınak kurarak tek başına ibadet etmiştir. Skopelos Dağı'nın (Kale Mahallesi sırtlarındaki dağ) batı eteğinde bugün Kale Mahallesi olarak bilinen mevkide İ.S. 5.yüzyılın ikinci yarısında adına bir manastır inşa edilmiştir (Kaynak: Hild-Hellenkemper, TIB 5/1, Kilikien, 444).